BURS

BURS

KÜBREVİYYE TARİKATI



                                                    KÜBREVİYYE TARİKATI
On ikinci asırda yaşamış olan büyük âlim ve evliyâ Necmeddîn-i Kübrâ’nın ve talebelerinin tasavvufta tâkip ettikleri yol, tarîkat. Yaptığı bütün münâzaralarda gâlib geldiği, kübrâ (büyük) lâkabıyla meşhur olduğu için, bu yola Kübreviyye adı verilmiştir.

Kübreviyye yolunun kurucusu olan Necmeddîn-i Kübrâ, Ebü’n-Necib-i Sühreverdî hazretlerinden tasavvuf ilmini öğrendi. Bu yolda ilerleyip büyük velî oldu. Pekçok kimse onun sohbetlerinde bulundu. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin babası Sultân-ül-Ulemâ Behâeddîn Veled, Ferîdüddîn-i Attâr’ın hocaları Mecdüddîn Bağdâdî, BabaKemâl Cündî, Semnân pâdişâhının oğlu Rükneddîn Ahmed Alâüddevle, Kübreviyye yolunda ilerleyerek yükseldiler. Necmeddîn-i Kübrâ hazretleri tasavvufa dâir yazmış olduğu Usûl-i Aşere adlı kitabında Kübreviyye yolunun esaslarını şu şekilde açıkladı:
Allahü teâlâya kavuşmak arzusunda bulunan ve bu yolda ilerlemek isteyenlerin yollarının temeli on esasa bağlıdır. Bunlar; Tövbe (günahlara pişman olmak), zühd (dünyâdan yüz çevirmek), tevekkül (her işinde Allahü teâlâya itimâd etmek ve O’na güvenmek), kanâat (yemek içmek hususunda elde bulunan ile yetinmek), uzlet (insanlardan uzak olmak), devamlı zikir (Allahü teâlâyı anmak), teveccüh (tamâmen Allahü teâlâya yönelmek), sabır, murakabe (nefsini kontrol etmek ve nefsin hile ve tuzaklarına karşı uyanık bulunmak), rıza (nefsin arzularını terk ederek Allahü tâlânın hiçbir hükmüne itiraz etmemek)dır.
Kübreviyye yolunda mücâhede (nefsin istemediklerini yapma) hayâtının üç temeli vardır: 1) Tedricî olarak yemeği azaltmak, 2) Kâmil bir mürşidin, yol göstericinin irâdesine tâbi olmak, 3) Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin sekiz esâsını yerine getirmek. Kübreviyye yoluna giren kişilerin şu esaslara uyması gerekir: Beden temizliği, halvet, susmak, oruç tutmak, zikretmek, teslim olmak, hâtıra gereksiz şey getirmemek, kalbi hocasına bağlamak, mecbûriyet halinde uyumak, yeme ve içmede orta yolu tâkib etmek.
Necmeddîn-i Kübrâ’nın gerek yazdığı Arapça, Farsça risâlelerle, gerekse İslâm ülkelerine gönderdiği talebeleriyle Kübreviyye yolu çok geniş bir sahaya yayıldı. Zamanla Nakşibendiyye ve Mevleviyye ile iç içe olan Kübreviyye yolunun Cüneyd-i Bağdâdî’den sonraki silsilesi şunlardır: Ebû Ali Rodbârî, Ebû OsmanMağribî, Ebü’l-Kâsım Gürgânî, Ebû Bekir Nessâc, Ebü’n-Necib Sühreverdî, Ammar bin Yâsir.
Kübreviyye yolunun zaman içinde meydana gelen kolları ve şûbeleri ise şunlardır: Baherziyye, Nuriyye, Hemedâniyye, Rükniyye, Iğtişâşiyye, Nûrbahşiyye, Ayderûsiyye, Firdevsiyye. Daha çok bugünkü İran veRusya topraklarında faaliyet gösteren Kübrevîler, Sovyet rejimine karşı koyan Müslümanların da liderliğini üstlenmişlerdir.

Kübreviyye Tarikatı

Kübreviyye Târikatı NECMÜDDİN KÜBR :   Kübreviyye veya Zehebiyye tarikatinin kurucusu olup, XII, XIII. asır İran sofîlerinin en mühim şahsiyetlerinden biridir. İsminin tamamı Ahmed bin Ömer Ebû'l-Cennab Necmüddin Kübrâ el-Hivakî el-Harezmî'dir.
Sofîliğin gelişmesinde rolü pek büyük olmuştur. Onun birçok talebeleri arasında tasavvufî akidenin büyük mümessillerini bulmaktayız.
   Münazara ve mübaheseyi çok sevdiğinden ve her münazarada hasımlarını yendiğinden kendisine, "et-Tammetü'l-Kübra" ismi verilmiştir. Bu isim sonraları çok meşhur olmuş, zamanla baştaki kelime de unutularak sadece "Kübra" denmiştir.
   Necmüddin Kübrâ 540 (1145) senesinde dünyaya gelmiş, genç yaşta seyahatlere çıkmış ve Mısırda meşhur Şeyh Rûzbihan el-Vezzah el-Mısrî ile tanışmış, onun müridi olmuş ve şeyhinin nezareti altında son derece sıkı riyazet geçirmiştir. Bu sırada şeyhin teveccühünü kazanmış ve kızı ile evlenmiştir. Necmüddin birkaç sene Mısır'da kalmış, bu zaman zarfında iki oğlu dünyaya gelmiştir.
   Bir gün İmam Ebu Nasr Hafza'nın Tebriz'de "sünne" hakkında güzel dersler verdiğini duymuş, bunun üzerine hemen oraya hareket ederek Sermeydan mahallesinde Zahide hankâhında oturan mezkur kelam aliminin derslerine devam etmiştir.
   Necmüddin "Şerhü's-Sünne ve'l-Mesalih" adında mukaddime mahiyetindeki kelama dair eserini burada yazmıştır.
   Bundan sonra Şeyh Necmüddin Ammar-ı Yasir'e intisap etmiş, onun tavsiyesi üzerine tam bir sofî olabilmek için, İsmail Kasrî'nin mektebine girmiştir. Buradan ikinci hırkayı (hırkayı teberrük) almış ve şeyhinin yanına dönmüştür.
Şeyh Rûzbihan, Necmüddin'e anayurdu olan Harezm'e gidip, oradaki insanları irşad etmesi için tavsiyede bulundu. Bu tavsiyeye uyan Necmüddin ailesi ile birlikte Harezm'e gidip yerleşerek orada bir hankâh te'sis edip, Kübreviyye (Zehebiyye) tarikatini kurmuştur. Kısa bir zamanda tedris ve irşad halkası genişlemiştir. Talebeleri arasında Attâr'ın şeyhi Mecdüddin el-Bağdadî de bulunuyordu. 618 (1226) yılında vefat etmiştir.
   Necmüddin çok verimli bir müellif idi. Sofîliği ilgilendiren çeşitli mes'eleler hakkında bir çok risaleler yazmıştır. Eserlerinin ekserisini arapça olarak te'lif etmiştir. Keşfü'z-Zünûn'da ona ait eserler şunlardır:
   1. Usûlü'l-Aşere: Keşfü'z-Zünûn c. I, s. 114. Bu risale İsmail Hakkı Bursevî tarafından türkçe olarak şerh edilmiş ve 1256 (1840) yılında İstanbul'da basılmıştır.
   2. Risaletün fi's-Sülûk: 632 (1234-35) senesinde yazılmıştır. Keşfü'z-Zünûn, c. I, s. 872.
   3. Risaletü't-Turuk: Keşfü'z-Zünûn, c. I. s. 876.
   4. Tevali't-Te'nis Bimelâli İbni İdris: Keşfü'z-Zünûn, c. I, s. 503.
   5. Fevatihu'l-Cemal: Farsçadır, Keşfü'z-Zünûn, c. 2, s. 1292.
   6. Hidayetü'l-Talibîn: Keşfü'z-Zünûn, C. 2, s. 2031.
   7. Aynü'l-Hayât: Eserin birinci cildi Leningrad kütüphanesinde bulunmaktadır.10
   Kübreviyye tarikatinin şubeleri:
   Bahaiyye, Halvetiyye, Firdevsiyye, Nûriyye, Rükniyye, Hemedâniyye, Nûrbahşiyye,    Berzenciyye.11

_______________________________
10_ Nefehat Terc., s. 475-480; Kamusu'l-A'lam, c. VI, s. 4568; İslam Ans., c. 9. s. 163-164.
11_ Mir'atü't-Turuk, s. 12.

İşgale direnen Kübreviler

Girdiği her tartışmadan galip ayrıldığı için büyük anlamına gelen "Kübra" lakabıyla anılan Necmeddin Kübra'nın piri olduğu Kübreviyye'ye üye olan kişiler, Afganistan'da Sovyet işgaline karşı yapılan direnişlerin liderliğini yaptı.

Kübreviyye tarikatını 12-13. yüzyıl İran sofilerinden Necmeddin Kübra kurdu. Necmeddin Kübra'nın gerek yazdığı Arapça ve Farsça risalelerle gerekse İslam ülkelerine dağılan müridleriyle düşünceleri çok geniş bir alana yayılmasına rağmen, Kübreviyye, Asya topraklarının dışına çıkamadı. Necmeddin Kübra'nın tam ismi Ahmed bin Ömer Ebu'l-Cennab Necmüddin Kübra el-Hivaki el-Harezmi idi. Tartışmaları çok sevdiği ve hepsinden zaferle ayrıldığı için büyük anlamına gelen Kübra lakabıyla meşhur oldu. Bu lakap zamanla kurduğu tarikatın ismi Kübreviyye'ye dönüştü.
Kübreviyye tarikatı Zehebbiyye ismiyle de biliniyor. Dervişliğin gelişiminde büyük rolü olan Necmeddin Kübra 1145 yılında Harezm'in köylerinden Hayvek'te doğdu. Genç yaşında çıktığı seyahatlerde tasavvufla tanıştı ve kendini bu yönde eğitti. Necmeddin Kübra tekrar memleketi Harezm'e dönerek tarikatı kurdu. Amcası Ebu Necib-i Sühreverdi'den tasavvuf eğitimini alan Kübreviyye'nin içerisinde Mevlana'nın babası da yer aldı. Alimlerin Sultanı lakabıyla anılan Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled, Kübrevi dervişi olarak Afganistan'- da büyük ün saldı. Necmeddin Kübra, Cengiz Han'ın askerleriyle girdiği savaştan 1226 yılında yenik ayrılarak vefat etti. Bir rivayete göre Necmeddin Kübra bir Moğol askerinin saçını tutmuştu. Kimsenin elinden alamadığı saç daha sonra kesilerek alındı.

ANADOLU'DA KÜBREVİYYE
Kübreviyye tarikatının Nurbahşiyye koluna mensup olan Emir Sultan lakaplı Seyyid Muhammed Şemseddin Buhari, Yıldırım Beyazıd döneminde, 1391 yılında Buhari'den gelerek Bursa'ya yerleşti. Necmeddin Kübra'nın piri olduğu tarikat için Nakşi şeyhlerinden Mahmut Esad Coşan'ın bir sohbetinde alakalı olduklarını vurguladığı biliniyor. İran kökenli olan ve Asya ülkelirinde yayılan Kübrevilik özellikle Afganistan ve Kırgızistan gibi ülkelerde de etkili oldu. Halen etkinliğini sürdüren Kübreviyye tarikatına üye kişiler Sovyet rejimine ve işgaline karşı verilen direnişlerde ortaya çıkan İslami örgütlerin liderliğini yaptı.

 KÜBREVİYYE TARİKATI SİLSİLESİ
 
 1. Ebu Necib Abdü'l-Kahir Zıyaüddin Sühreverdî,

1 yorum: