BURS

BURS

1 Nisan 2012 Pazar

121. YÜZ YİRMİ BİRİNCİ MEKTUP



Mîr hazretleri! Bol düâlarımızı okuyunuz! Çok zemândan beri hâlleri­nizi bildirmediniz. Buradaki fakîrlerden de bir haber almadınız. Allahü te- âlâya hamd ve şükr ederiz ki, bu fakîrlerin hâli çok iyidir. Kısaca, bunlar­dan az birşey bildireceğim. Bizleri seven kardeşim! Bu yolun hepsi, yedi adımdır. Sevdiklerimizden bir kısmı, işi altıncı adıma ulaşdırdı. Beşinci, dör­düncü basamaklarda olanlar da vardır. Üçüncü basamakda olanlar, talebe­ye ders vermekdedirler. Dahâ ilerdekilerin nasıl olduklarını artık anlayı­nız! Yüksekleri özlemek lâzımdır. Aşağı ve az şeylerle doymamalıdır. Da- hâ çok yazmağa vaktimiz olmadı.

Cevşen

Cevşen

 


120. YÜZ YİRMİNCİ MEKTUP


 120. 

YÜZ YİRMİNCİ MEKTUP

Mîr hazretleri unutmuş olacaklar ki, bir selâm ve bir haber ile hâtırlamı- yorlar. Dünyâ hayâtı pek kısadır. Bunu en lüzûmlu şeyde kullanmak gere­kir. Bu en lüzûmlu şey de, kalbini toparlamış olanların yanında bulunmak- dır. Hiçbirşey sohbet gibi fâideli değildir. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" Eshâbı, sohbet ile, başkalarından dahâ üstün oldular. Peygamber­lerden "aleyhimüsselâm" başka herkesden, hattâ Veysel Karânîden ve Ömer Mervânîden dahâ üstün oldular. Hâlbuki Veysel Karânî ile Ömer bin Abdül'azîz bin Mervân son dereceye yükselmişler ve sohbetden başka ke- mâlâtın hepsine varmışlardı. Bunun için, Hazret-i Mu'âviyenin yanılması, Resûlullahın sohbeti bereketi ile, o ikisinin doğru işlerinden dahâ hayrlı ol­du. Bunun gibi, Amr ibni Âsın yanlış bir işi, o ikisinin şü'ûrlu işinden dahâ üstün oldu. Çünki bu büyükler, Resûlullahı görmekle ve melekle birlikde bulunmakla ve vahyi ve mu'cizeleri görmekle, îmânları görerek inanmak ol­du. Bu saydığımız üstünlükler, bütün başka üstünlüklerin temelidir, kayna­ğıdır. Eshâb-ı kirâmdan başkası bunlara kavuşamamışdır. Veysel Karânî, sohbetin bu üstünlüklerini bilseydi, hiçbirşey onu sohbetden alıkoyamaz­dı. Bu üstünlüğe kavuşmak için herşeyi bırakırdı. Allahü teâlâ dilediğine rah­metini saçar. Onun ihsânı boldur. Fârisî beyt tercemesi:
İskender, âb-ı hayâta kavuşamadı, Ni'mete kavuşmak zorla, zerle olmadı.
Yâ Rabbî! Bu dünyâda bizi O büyüklerin zemânında yaratmadın ise de, âhıretde mahşer meydânında bizi onların arasında bulundur! Peygamber­lerin efendisi hurmetine "aleyhi ve aleyhimüssalâtü vettehıyyâtü vetteslî- mât" bu düâmızı kabûl buyur!

119. YÜZ ON DOKUZUNCU MEKTUP


 119. 
 YÜZ ON DOKUZUNCU MEKTUP

Mîr hazretlerinin kıymetli mektûbu geldi. Bu yol, aklın ermediği, şaşır­dığı bir yoldur. Hadîs-i şerîfde, (Bir kimseye deli denilmedikçe, imânı tâm
olmaz) buyuruldu. Aklı başından gidince, çoluk çocuğun işlerini bırakır. Şu­nun bunun düşüncesini unutur. Kalbin cem'iyyetine [temizliğine] kavuşur. Dünyâya olan bu soğukluk, sizin yaratılışınızda vardır. Fekat, bitmez tü­kenmez olaylar bunu örtmüşdür. Ne yapalım, bu ayrılıkda çok ilgisizlik hâ­sıl olduğu anlaşılıyor. Bunu hemen düzeltmelidir. Bu güçsüzlüğü güç ola­rak düşününüz! Kendinizi bu ayrılıkdan kurtarınız! Allah adamlarının to­parlanması, başkalarının toparlanmaları gibi değildir. Başkalarının topar­lanmasına yarayan şeyler bunların dağılmasına sebeb olur. Başkalarının da­ğılmasına sebeb olan şeyleri yaparak, kendinizi toparlayınız! Eğer başka­larının topluluğunda, bunlarda cem'ıyyet hâsıl olursa, bu cem'ıyyetden korkmalıdır. Bunun zararından kurtulmak için, Allahü teâlâya yalvarma- lıdır. Kendini, başkalarının hâlleri ile ölçmemelidir. Çünki, sona varmadan önce olan mertebelerin hepsi çeşidli derecelerde birer noksânlıkdırlar. Fârisî mısra' tercemesi:
Tesavvuf büyükleri, sona gelmiyen kimselere, tesavvufu öğretmek için izn vermişlerdir. Behâüddîn-i Buhârî "kaddesallahü teâlâ sirreh", Ya'kûb-i Çerhîye tarîkatı öğretdikden ve birkaç konak ilerletdikden sonra, (Ey Ya'kûb! Bizden sana gelenleri, sen de başkalarına ulaşdır) de- mişdi. Böyle olmakla berâber, kendisinden sonra, Alâ'üddînin hizmetin­de bulunmasını ona emr buyurmuşdu. Kazancının çoğuna, Hâce Alâ'üd- dîn hazretlerinin "kuddise sirruh" hizmetinde kavuşmuşdu. Bunun için­dir ki, mevlânâ Abdürrahmân Câmî' "kuddise sirruh", (Nefehât) kitâbın- da, Ya'kûb-i Çerhîyi önce hâce Alâ'üddînin mürîdleri arasında saymak- da, ikinci olarak da hâce Nakşibend hazretlerine bağlamakdadır. Sözün kısası, bu gönül dağınıklığının ilâcı, gönlünü Allahü teâlâya vermiş olan­ların sohbetidir. Böyle olduğu çok çok bildirilmişdir.
Mevlânâ Muhammed Sıddîkın, fakîrler sohbetini bırakarak, ücretle as­kere gitdiği işitildi. Yazıklar olsun, binlerle yazıklar olsun! Bir kimseyi en yüksek makâmdan, en aşağıya düşürmelerine yazıklar olsun! Askerlikde, gönlünü yâ toparlıyabilir veyâ toparlıyamaz. Toparlıyabilirse fenâdır. Eğer toparlıyamazsa, dahâ fenâdır. Yâ Rabbî! Bizlere, doğru yolu göster- dikden sonra, kalbimizi kaydırma! Sonsuz rahmetinden bizlere serp! İyi­lik yapan ancak sensin. Vesselâm.

118. YÜZ ON SEKİZİNCİ MEKTUP


 118. 

YÜZ ON SEKİZİNCİ MEKTUP

Bizi sevenlerden mevlânâ Kâsım Alînin yolladığı mektûb geldi. İçinde­kiler anlaşıldı. Câsiye sûresi onbeşinci âyetinde meâlen, (İyi iş yapan, ken­dine iyilik etmiş olur. Kötülük yapan da, kendine etmiş olur) buyuruldu. Hâ- ce Abdüllah-i Ensârî "rahmetullahi teâlâ aleyh", (Yâ Rabbî! Her kimi kov­mak istersen, bizim üzerimize saldırtırsın!) buyurdu. Fârisî beyt tercemesi:
Hak teâlâ, bütün müslimânları, bu fakîrlere inanmamakdan ve onlara lâf atmakdan korusun! İnsanların efendisi hurmetine "aleyhi ve alâ âlihis- salâtü vesselâm" bu düâmızı kabûl buyursun! Âmîn.

Chechen Zikr !!!

Chechen Zikr !!!

 

 

 

 

zikr

Tags:

117. YÜZ ON YEDİNCİ MEKTUP


 117. 

YÜZ ON YEDİNCİ MEKTUP

Mevlânâ Yâr Muhammed bizi unutmamış. Kalb, çok zemân his organ­larına bağlıdır. Duygu organlarından uzak olanlar, kalbden de uzak olur. Hadîs-i şerîfde, (Göz görmeyince, gönülden de uzak olur) buyuruldu. Bu hadîs-i şerîf, kalbin duygu organlarına bağlı bulunduğu mertebeyi göster- mekdedir. Tesavvuf yolunun nihâyetine varılınca, kalbin his organlarına bağlılığı kalmaz. Hisden uzak olmak, kalbin yakın olmasını bozmaz. Bunun içindir ki, tesavvuf büyükleri, başlangıçda ve yolda olanların, olgun şeyhin yanından ayrılmalarına izn vermemişlerdir. (Birşeyin hepsi yapılamazsa, hepsini de elden kaçırmamalıdır!). Bu söze uyarak bulunduğunuz yolu değişdirmeyiniz! Uygunsuz kimselerle arkadaşlık etmekden, elden geldi­ği kadar sakınınız! Meyân şeyh Müzzemmilin yanınıza gelmesini, se'âde- te kavuşmanızın başlangıcı biliniz! Onun sohbetinde, yanında bulunmağı büyük ni'met biliniz! Vaktlerinizin çoğunu onun yanında geçiriniz! Çün- ki kendisi, ele az geçen ni'metlerdendir. Vesselâm!
[Kabrdeki Velîden feyz almanın çok güç olduğu, bu mektûbdan da an- laşılmakdadır].